23 Ağustos 2020 Pazar

Balkon hikayesi

 Merhaba tekrar...

Yazın son günlerini yaşıyoruz artık.

Balkonda yatmayı özleyeceğim sanki.

Bir iki saatte olsa balkonda gece serinliğinde kestirmesi gerçekten güzel oluyordu. Ama sayılı günler çabuk geçiyor.

Tatil de bitiyor, yaz da bitiyor.

Bizim balkon biraz küçük. Aslında küçük. Ama yine de verimli kullanabilsek iş görür. Sanırım biz balkonu yıllarca hor kullanmışız. Yani kullanmamışız. Bu kadar yıl balkonsuz bir hayat hakkaten yazık etmişiz.

Buna şükür sonradan da olsa biraz yakaladık balkonun sunduğu imkanları. Çok da iyi değiliz hala ama belki ilerde balkoncu oluruz yazlarda.

Kitap okuması, çay içmesi, bir şeyler yemesi, sessiz sessiz sohbet etmesi... güzel şeyler yapılırmış. 

Yıllarca depo gibi kullandık. Bazen çamaşır kurutma mekanı oldu. Bizim kedinin kumunu koyduk. Ne bileyim uzun yıllar zayi etmişiz bu güzel yeri. 

İnsan yaşayarak daha güzel yaşayabilmeyi öğreniyor diyelim.

Geçen yıl birkaç kez denize gittik. Sonra havuza da gidelim diye fikirlendik. Baktık zor olacak balkona şişme havuz mu alsak dedik. Bir de baktık almışız. Balkon devrim geçirdi resmen. Ev ikinci katta. Tam orta yerde. Nasıl olacak? Perde yapalım dedik. Önce ev sahibine balkonu eve katmasını rica ettik ama kabul etmedi. Sen kendin yap dedi:)

Biz de bari perde takalım dedik. Ucuz ve pratik olur diye. Geçen yıl kornişleri taktım. Ben taktım. Korka korka, düşeceğim diye perişan oldum. Matkapla beş delik delip, korneşi takması saatlerimi aldı. Ama takınca perdeyi de çekince yeni bir odamız oldu.

Havuza suyu doldurunca çocuklar çok eğlendiler. Ama koca havuza su taşıması çok yordu bizi. Çok uğraştık. Sonra ben balkon duvarında su borusunun önüne tıpa konmuş halde duvarda hafif gömülü durduğunu fark ettim. 

Geçen yıl onu faaliyete geçireyim dedim. 

Tam bir curcuna oldu. Aslında balkona kat kaloriferi için yer ayırmışlar. Tesisat falan hazırlanmış. Balkonda isterse koysunlar diye suyu vs her şey hazır duruyor. Ben kapağı açtım inceledim vanalar var, ben bunu hallederim dedim. Bir çeşme aldım.Evin suyunu kapattım merkezden.  O tıpayı çıkardım. Çıkarmamla su  fışkırması bir oldu. Vanalar kapalı ama çok saçma bir şekilde su fışkırıyor. Bizim ev her yerden görünüyor. Rezil olmak için her şey hazırdı yani. Çeşmeyi takana kadar öldük öldük dirildik. Çünkü o tazyikli suyun üstüne çeşmeyi düzgünce takmak maharet, güç ve şans istiyordu.

Perişan olduk ama taktık sonunda. Gittim bir de hortum aldım. Ama sonra su kendi kendine kesildi gitti. Hiçbir şey anlayamadık. O suyu bir yıl hiç kullanamadık. 

Bu yaz başında ben hortumu ve çeşmeyi sökeceğim diye karar verdim. Çünkü suyu almayan mahalle çeşmesine benziyordu. Tıpayı takacaktım. Çeşmeyi sökmeye başlayınca su fışkırmaya başladı. Aaa baktım su varmış. O zaman çeşmede bir problem var dedim. Gittim yeni bir çeşme aldım. Perdeleri çektik, sırılsıklam olduk ama çeşmeyi takmayı başardık. Ama bu sefer de çeşme çatladı. fazla sıkınca, kalitesizmiş mübarek dipten çatladı. Gittim yenisini aldım tekrar. Ama bu sefer aklıma bir fikir geldi. Hortum taktım yeni çeşmeye, açık vaziyette takacaktım. Çatlak olanı çıkardım, şu fışkırıyor bütün tazyiki ile...

Ama yeni stratejimiz işe yaradı. Bütün tazyik hortumdan çıkarken ben rahatça çeşmeyi taktım. Demek ki tecrübe böyle böyle oluyormuş.

Şimdi balkonda duyumuzda var. Havuz şipşak doluyor. Ben bile havuz keyfi yaptım çocuklarla. Çok güzeldi.

Ama sonra çocuklarla denize gitmeye başladık. Denizden sonra havuz kesmedi. Biz de balkonumuzu geri aldık çok şükür. Serdik kilimleri, minderleri... harika oldu.

Şimdi saat 10'a geliyor. Kahvaltı ne güzel olur şimdi balkonda. Ben bir sürpriz yapayım bütün aileye. Hepsi uyuyor. Bir kahvaltı hazırlayım, haydin kahvaltı hazır deyip onları kaldırayım. Hani hazırdı diye bana kızıştıklarında balkonu göstereyim. İlk kahvaltımızı da balkonda yapmış olalım inşallah. 






Anı biriktirmek

Merhabalar ağustostan ...
Ağustosu nasıl yazacağımı bilemedim bir an.
Büyük harfle mi küçükle mı karıştırdım. Allah affetsin. Aslında küçük yazılır ama uzun bir aradan sonra ilk defa yazınca ve ağustos ayından merhaba deyince sanki önemli bir yer ve zamandan seslenmiş gibi geldi. Ağustos adını büyük yazasım geldi bir an içimden.
Neyse...
Facebookta Hüdayi Abinin blogger yazısı denk geldi dün akşam. O pişirme ayırıp bir kenara koymuştum. Sabah da gördüm okudum. Başkasının sıradan anıları bile ne kadar tatlı geliyor okuyunca. Ve düşünüyorum pekâlâ benim de bizim de günlük hayatta değecek anlarımız hiç de az değil aslında.
Tembelliğime tüküreyim (affınıza sığınarak).
Yıllar böyle fırında. Anı biriktirmeyi fotoğraf çekmeye sıkıştırdık sanki. Bir fotoğraf çek, koy kenara. Google Fotoğraflar zaten sen demeden gmail hesabına yükleyiveriyor. Onlardan film, animasyon, kolaj da yapıyor kendisi. Eh valla.. tam tembel yapıyor bu teknoloji bizi. Ya da ben öyle kendime kılıf mı buluyorum.
Anı biriktirmek. 
Geçen de bir arkadaş fotoğraf değil de kısa video ile hatıraları saklamak lazım demişti. Gerçekten çok haklıydı. Ölü bir fotoğraf yerine yarı canlı kısa bir video daha hoş bir hatırlama yaptırırdı insana yıllar sonra. 
Ama yazmak da lazım.
Fotoğraflar, videolar yazıyla beslenmeli. Duygular, düşünceler yazıyla sabitlenmeli ve tarihe not düşmeli. Kim okur kim beğenir önemli değil. Hiç düşünmeden yapmalı. Elden geldiğince Allah'ın verdiği şu hayatı güzelce yaşarken birer de not düşmeli bir kenara. 
Evet bu işi sıkı tutmalı artık.
Başımı duvarlara vurmadan önce şu geçen zamanı biraz yakalayım ucundan köşesinden. 









Akşam lahmacunu

 Koca tatil bitti gidiyor ailecek doğru dürüst bir şeyler yapmadık. Ev, ev,ev... neyse bu ev sevgisi. Hepimiz eve yapıştık kaldık. Kıpırdaya...