7 Mart 2020 Cumartesi

Kukës'a git gel ve bir gün

Merhabalar...
Hayata yetişmek çok zor. Ne kadar hızlı gidiyor mübarek. Ya da ben çok yavaşım, sanırım ben yavaşım ama hayat da az hızlı değil yani. Bir göz kapat, aç günler haftalar geçiyor. Ne kadar çok hatıralar birikiyor da durup onları kaydetmeye insan yetişemiyor. Dün Kukës'a gittik arkadaşlarla. Mart ayı geldi, baharla birlikte bizim işlerde de hareketlilik başladı. Nisan 18'de okullara giriş sınavı olacak. Bunun hazırlıkları başladı yine. Aslında bana bakan yönüyle çok bir işim yok. Bizim arkadaş çarşamba günü, yarın gidelim mi dedi. Ben hemen okur dedim. Gidince derse girmiyorsun mecburen. İnsan derslerden yorulunca böyle farklı görevler bana çok tatlı geliyor ne kadar zahmetli olsa da.
Sabah erkenden kalkıp yola çıktık. 5'lerde uyandım. O saatte hazırlandım. Arkadaştan telefon geldi, indim aşağı. Aldılar beni çıktık yola. Saat 6'ya geliyordu. Daha önceleri hep ben alırdım milleti, ben uyandırırdım, arardım haydi kalkın ben geliyorum, yolumuz uzun der, organize ederdim grubumdaki arkadaşları. Şimdi bana çok kolay geldi. Hazıra kondum resmen. Müdürlere verilecek hediye, dosyalar yol parası, gitmeden müdürlerin aradığının teyidi ve bilgisini alma... Ne zor ne çok işlermiş. Dün bayağı rahattım. Aradılar atladım arabaya gittik. Saat 6'da sokaklarda polisler bir noktada toplanıyordu, garibanlar o gün protesto mu vardı, yıkım mı vardı bilmiyorum. Ama onlar kimsecikler yokken mesaiye başlamışlardı.
Biz de yola çıktık.
Bizim muhasebeci arkadaşım arabasıyla gittik. Ben öne oturdum. Yol iki saatlik bir yoldu. Rıdvan genç bir arkadaş, ilk defa arabasına bindim. Binerken nasıl geçecek iki saat diye düşündüm durdum.
Şoför olunca insan herkese tam güvenemiyor. Ben sanki süperim ama yine de çok korkuyorum. Uçağa binsem böyle korkmuyorum. Otobana çıkınca gözlerimi kapattım açamadım hiç. Viraja girdikçe, gaza bastıkça ben uyumaya çalıştım. Nasıl bir korkudur arkadaş. Hakkaten zor oluyor. Şoförü de ikaz etmek istemiyorum, ayıp oluyor çünkü. Ölürsem de gözlerim kapalı öleyim dedim. Görmeyim dedim.
Yolda bir tesiste durduk, güzel pırasalı börek yedik. Omlet yiyesim vardı ama konsensüs olmayınca ayran böbrekte karar kıldık. Yol çabuk bitti. 8'de gelmiştik. Tiran ne kadar ılıksa Kukës o kadar serin ve soğuktu. Hafifte çok soğuk rüzgar vardı. Bizimkiler Ardit ile beni bıraktılar, Has ve Trapoja istikametine gittiler. Daha 2 saatten fazla yolları var. Biz il eğitim müdürlüğüne girdik hemen. Ümidim yoktu. Daha önce geldiğimde müdürü görmek için maç saat beklemiş, şehirde tur atmıştık. Bu kez içeri girdik bir müstahdem teyzeye sorduk. Müdür burda mı? Cevap odasında. Saat 8.10.
Çok acayip oldu. Hemen girdik, anlattık, daha doğrusu Ardit anlattı. Sınav için bir okul, tanıtım için müsade vs. Bir paket baklavamız vardı. Takdim ettik. 8.30'da işimiz bitmişti. Çok şaşkındım. Bu kadar erken beklemezdim. Terminale giderken bir taksici Tiran mı diye sorunca otomatik olarak arabamız da hazır oldu. Yirmi dakika sonra yola çıkmıştık.
Dağlar da bembeyaz kar. Dağların üzeri bulutlarla çevrili. Şehir dağ manzaralı. Dağların ortasında. Bir de dağların üzeri sis ve buluttan görünmeyince daha bir ihtişamlı duruyordu. Tam karpostallık manzaralardı. Güneş bulutların arasından çıkmaya çalışıyor ama bulutlar izin vermiyor güneşe. Güneş de sanki bütün gücünü bulutların bir noktasına merceğini tutmuş gibi teksif etmiş orayı eritmeye çalışıyor gibiydi. Bunu başaramamıştı ama epey de bir parlaklık oluşturmuş, sanki az biraz daha ısıtsa o bölgeyi güneşi göreceğiz. Ama bulutlar da az değildi hani. Mücadele bütün şiddeti ile devam ediyor bu arada ortaya muhteşem görüntüler çıkıyordu. Bu mücadelenin altında karlı dağlar görüntüyü tamamlıyor tam bir karlı, dağlı, kış güneşi'li bir kış fotoğrafı ortaya çıkıyordu. O görüntüyü çekmedim ya, hala pişmanım. Biraz sonra, biraz sonra çekerim diye diye kaldı resmen güzelim manzara Kukës'ta. Getiremedim buraya. Aslında buraya eklesem ne güzel olurdu.
Bizim işimiz bitmiş, caddede terminale giderken insanlar işine okuluna gidiyordu. Bir kadın iki küçük çocuğunu elinden tutmuş okula götürüyor, gençler sallana sallana biraz da zorla gidiyorlar gibiydi. Belli ki ilk saat dersin kayıtsızlığı vardı, buna hazırlanıyor gibiydiler. Uzakta bir çocuk elinde bir buket çiçekle gidiyordu. Öğretmenler gününe iki gün önceden kutlayacaktı sanki. Çünkü öğretmenler günü cumartesiye denk geliyor bu yıl.
Zor iş öğrencilik. Öğretmenlik daha zor. Gerçi kolay iş mi var dünyada.
Neyse yola çıktık yine. Ben arkaya oturdum. Gözlerim yine kapalı. Zorla uyumaya çalıştım. Biraz başardım da yani. Son yarım saat kala uyandım. Biraz köşe yazısı okudum. Okumaz olaydım. Midem alt üst oldu. Yol bitti, geldik ama benim midem ertesi güne kadar bulandı durdu. Ardit ile bizim Yummy'ye gittik. Mustafa abi de bir çay içtik, küçük bir halka tatlısı ısmarladım Artit'e. Sonra eve geldim. Midem hala karışık. Belki o tatlıyı yemesem iyiymiş dedim ama fark edemedim işte.
Gün Kukes'le başladı Kukes'la bitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Akşam lahmacunu

 Koca tatil bitti gidiyor ailecek doğru dürüst bir şeyler yapmadık. Ev, ev,ev... neyse bu ev sevgisi. Hepimiz eve yapıştık kaldık. Kıpırdaya...